Carry trade, düşük faiz getiren bir para biriminden borçlanıp, krediyi yüksek faiz getiren bir para birimine yatırmaktır.
 

Bu yöntemi uygulayan yatırımcılar, faizin çok düşük olduğu (yıllık %0.5) bankalardan (genellikle Japon bankaları) aldığı krediyi veya kendi birikimlerini dolara çevirir ve sonra da parasını faizlerin en yüksek olduğu ülkelerin hazine bonosuna yatırır. Faizlerin yüksek olduğu bu ülkelere örnek olarak Türkiye, İzlanda ve Yeni Zelanda verilebilir. 
 

Bu işlem şöyle bir örnekle açıklanabilir: Bir Japon bankasından 1000 yen kredi alınıp, Amerikan dolarına çevrildiğini düşünelim. Bu para ABD’nin hazine bonosuna yatırılır. Amerikan hazine bonosunun %4, Japon bonosunun ise %0 faiz getirdiği varsayıldığında, %4 kazanç elde edilir. Basit gibi görünen bu yatırım stratejisi sonucunda yüksek kazançlar elde eden birçok kişinin varlığı, carry trade yöntemini popüler hale getirmiştir.
 

Carry trade yatırımcıları, işlem yaptıkları ülkelerin genellikle aşağıdaki özelliklere sahip olmasına dikkat ederler:

  • » Döviz kurundaki dalgalanmaların (volatilite) düşük olması
  • » Faiz oranlarındaki dalgalanmaların düşük olması
  • » Ülke risklerinin düşük olması

60 yaşındaki Japon bir ev hanımı olan Yukiko İkebe, başarılı bir carry trade yatırımcısı örneği olarak tarihe geçmiştir. İkebe; finansal öngörüleri sayesinde başta Türkiye, İzlanda ve Yeni Zelanda gibi faizin Japonya’ya göre yüksek olduğu ülkelerde parasını hazine bonosuna yatırarak 2003-2005 yılları arasında 3 milyon 440 bin dolar civarı para kazanmıştır.
 

Carry trade, getiri potansiyeli yüksek olsa da, yatırım yapılan para birimine göre değişen riskler de barındıran bir yöntemdir. Para biriminin ait olduğu ülkelerde yaşanan ekonomik ve politik bir gelişme, ani iniş ve çıkışlara sebep olabilir. Örneğin Amerikan doları, Japon yeni karşısında değer kaybederse, yatırımcı bu durumdan dolayı zarar eder. Bundan dolayı carry trade yatırımcılarının işlem yaptığı ülkenin şartlarını iyi araştırması ve analiz etmesi gerekmektedir.